Kumkuşunun Derdi

Kızıl Kumkuşu(Yaralı) – Boğazkent/Antalya

Zor bir hayatın var olduğunu ve bunu her fırsatta dile getirdiğini biliyorum. Evet. Senin için bin türlü dert var. Ev, araba, ekmek, telefon, fotoğraf, kaş, göz umutlar, hayaller, sevgili, dert var dert.
Yolda yürürken saate bakıp nereye geç kalacağını bilmemek bile sana bir dert. Mesela havanın sıcak olması soğuk olmasına göre bir dert, soğuk olması peki o dert değil mi ? Otobüs durağında beklemek yağmurlu havada şemsiyesiz çıkmak bir dert, peki bindiğin arabanın lastiğinin hava kaçırması o da dert. Baksana senin derdin bana dert oldu, yine dert içinde dert bulur oldum.
Ahh ahh ben aslında yüzen balıkları izlemek istiyorum, denizin içinde kayıp gitmelerini, zikzaklar çizmelerini, kayalar arasında saklambaç oynamalarını. Ahh ahh bir nefes alıp on tanesini kaybediyorum.
                Kum hala sıcak , ağrısını alıyor bacağımın. Evet, buraya uçarak geldim. Uçmak lüks mü ? Bilmiyorum. Ama neden uçuyorum diye ayağıma nişan aldınız. Keşke o kurşunlarınızın hepsi bir bilye kadar olan kalbime gelseydi. Orada alsaydı canımı. O lüks olarak gördüğünüz kanatlarım mahvettiğiniz, çöpe çevirdiğiniz sahile serilseydi, O zaman ağrımazdı bacağım, boynumdaki ve sırtımdaki yaralar olmazdı. Soytarısı olmazdım kurbağaların.

           Ahh Ahh iki gün içinde izmaritlerin üstünde yanımda iki adet pet şişe bir adet poşet son bulacak canım. On gün içinde eğer kalırsa tüylerim rüzgara karışıp akan suya oradan da sonu olmayan denize kavuşacak. O zaman balıklar tüylerimin altında kayıp gidecek.
Gökçe Coşkun | 2018

Facebook
Google+
Twitter
WhatsApp

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir