Torosların Sincabı

Toroslarda ne hikayeler birikmiştir ve onlar akıp gitmiştir dağ yamaçları boyunca süzülen çayda. Kayalara çarpmış, şelale olup yükseklerden düşmüşlerdir. Kimisi vardıkları düzlüklerde efsanelere dönüşmüş kimisi de yalnız bir kestane ağacı olmuştur. Vadilerle ayrılmıştır hikayeler, bir tarafa hüzün ve acı, diğer tarafa kahramanlık ve sevgi anlatan hikayeler kalmıştır. Bazılarınınsa başlangıcı ile sonu ayrı düşmüştür.

 

En çok yörükler bilir belki bu hikayeleri. Onlar görmüşlerdir daha el değmemiş dağları. Onlar koklamıştır mordan kırmızıya sarıdan beyaza dönüşen çiçekleri. Alageyikleri ceylanları dağ keçlerini sürüler halinde görmüşlerdir. Belki de en çok kaydının toroslarlarda olduğu Anadolu leoparı ile dağlara tırmanmışlardır.

 

Toroslar hem bitki hemde hayvanlar açısından büyük çeşitliliğe sahip. Gerek iklimsel koşullar gerekse habitatların kesişme noktaları buna olanak vermekte. Deniz seviyesinden yükselen dağlar bir çok mikroiklim oluşturmakta. Kıyı kesimlerde çöl iklimlerine rastlanırken yüksek kesimlerde karların dört mevsim kaldığı yerler var. Bu çeşitliliklerin olduğu bir bölgede oraya özgü sevimli bir hayvan da yaşamakta.

 

Antalya nın doğusuna doğru Akseki ilçesine çıkınca sizleri kızılçamlar, toros göknarları ve sedir ağaçları karşılar. Yeşil bir çok tona dağılmıştır. Kayaçlı yapılar ormanların içerisine serilmiş ve 2000 metreyi geçince ağaç örtüsü azalmakta tek tük kadran ağaçları sizi düzlüklere çıkarmaktadır. Bu düzlüklerin herbirini sivri dağlar ayırmış birbirlerinden habersiz saklı bahçeler meydana gelmiştir. Bu bahçelerde endemik türlerin oluşması evrimleşmeside kaçınılmaz olmuştur.

 


Türkiye de avrupa yer sincabı, toros yer sincabı ve anadolu yersincabı olmak üzere üç tür yersincabı bulunmakta. Tür çeşitliliğinin oluşma nedenini yeryüzü hareketleri ile bireylerin ayrılarak izole olan bölgelerde yeni türün evrilmesi olarak görülüyor. Bu izolasyon noktalarından Çimi/Akseki tarafında Toros Yersincapları yaşamakta. Toros adını taşıyan tek memeli türü olan bu yersincapları 13-30cm arasında boya sahipler. Yani step alanındaki bitkilerle hemen hemen aynı boya sahipler. Onlarla ilk karşılaşmam tamamen şans eseri oldu. Kuş gözlemi için gitmiş olduğum Çimi Yaylasının ilerisindeki (yaklaşık 8km) düzlük de iki ayakları üzerinde beni izliyorlardı. Antalya da daha önce yersincabı ile karşılaşmadığımdan şaşkınla onları izleyip fotoğraflarını çektim. Yaşadıkları bölge yüksek dağların ortasında steplik kısa boylu bitkilerin bulunduğu bir alan. Yakın çevresine arıcılar yaz aylarında kovanlarını koymak için geliyor. Ülkemizde yaban hayatı ne kadar az insan görürse o kadar az insandan korkuyor. Toros yersincaplarıda çok ürkek değiller. Gözleri ne kadar bizi izlesede onlar tepelerinde uçan şahinden çekiniyorlar. Bölgede birbirinden ayrılmış bu tarz başka bölgelerde bulunmakta ve oralarda da toros yersincabına rastlayabiliyorsunuz. Başka yaşamlardan kendilerini ayırmışlar ve keyiflerince yaşamlarını sürdürüyorlar. Yersincapları isimlerinden anlaşıldığı gibi toprak altına tünel açarak yuvasını kuruyor. Bu yuvayı bazen başka hayvanlarla paylaştığı gibi(Boz Kuyrukkkan) kendiside başkalarının yuvalarına ortak olabiliyor. Sadece bir alanda neredeyse 300 birey gözlemek mümkün. Düşünsenize bizim şehirlerde kurduğumuz bu hayatı onlar torosların en yüksek zirvelerinde kurmuşlar.

 

Karlı tepelerden gelen bir rüzgar yerdeki mor çiçekleri yalayıp guguk kuşunun haykırışlarını getirdi kulağımıza. Gevenin çiçeğinden bir iparhan kelebeği kaltı ve batan güneşe doğru kanatlarını savurdu. Giderken arkasından yarınların daha umut dolu olacağını haykırdı torosların çocukları.

Share on facebook
Facebook
Share on google
Google+
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir